Otomotiv endüstrisi, son yirmi yıl içerisinde performans, yakıt verimliliği ve emisyon standartları üçgeninde devasa bir evrim geçirdi. Eskiden yollarda ağırlıklı olarak yüksek hacimli ve kendi halinde nefes alan atmosferik motorları görürken, günümüzde "downsizing" (motor hacmini küçültme) trendi ile birlikte neredeyse her yeni araçta turboşarj sistemleri standart hale geldi.
Bir zamanlar sadece yarış arabalarına veya lüks spor otomobillere özgü olduğu düşünülen turbo teknolojisi, bugün 1.0 litrelik aile otomobillerinin bile kalbinde yer alıyor. Ancak motor kaputunun altındaki bu teknolojik devrim, sürücülerin sürüş alışkanlıklarını da değiştirmesini zorunlu kılıyor.
PratikAraba servisimize gelen birçok müşterimiz, eski atmosferik araçlarından kalma alışkanlıklarla yeni nesil turbolu araçlarını kullanmaya devam ediyor. Ne yazık ki bu durum, uzun vadede yüksek maliyetli turbo arızalarına, motor içi aşınmalara ve performans kayıplarına yol açabiliyor.
Turbolu bir aracın dinamiği, nefes alışı ve çalışma karakteristiği geleneksel motorlardan çok farklıdır. Atmosferik ve turbolu motorlar arasındaki temel farkları inceleyerek, turbolu aracınızın ömrünü nasıl uzatabileceğinizi ve sürüş sırasında nelere dikkat etmeniz gerektiğini incelemeye çalışacağız.
Atmosferik ile Turbolu Motor Arasındaki Farklar
Motor tiplerini birbirinden ayıran en temel unsur, yanma odasına (silindirlere) havanın nasıl alındığıdır. İçten yanmalı bir motorun güç üretebilmesi için yakıt ile havayı belirli bir oranda (genellikle 14.7 birim hava, 1 birim yakıt) karıştırıp yakması gerekir. Havayı silindire ne kadar çok ve verimli sokarsanız, o kadar çok yakıt yakabilir ve o kadar yüksek güç elde edersiniz.
Atmosferik (Naturally Aspirated) Motorlar: Adından da anlaşılacağı üzere, bu motorlar havayı tamamen atmosferik basınca (doğal vakum etkisine) güvenerek silindire çekerler. Piston aşağı doğru hareket ederken bir vakum (emme gücü) yaratır ve dışarıdaki hava filtreden geçerek yanma odasına doluşur. Bu sistemin en büyük avantajı sadeliği, mekanik dayanıklılığı ve gaza bastığınız an motorun gecikmesiz (anında) tepki vermesidir.
Dezavantajı ise, düşük devirlerde cansız olmalarıdır; yüksek performans ve tork elde etmek için motoru yüksek devirlere (4000-6000 devir/dakika bandına) çıkartmanız gerekir. Ayrıca rakım yükseldikçe (örneğin dağlık yollarda) havadaki oksijen yoğunluğu düştüğü için atmosferik motorlar ciddi bir güç kaybı (nefes darlığı) yaşarlar.
Turbolu (Aşırı Beslemeli) Motorlar: Turboşarj sistemi, aslında atık enerjinin geri kazanılması prensibiyle çalışan bir hava pompasıdır. Egzozdan atılan sıcak ve basınçlı atık gazlar, turbonun türbin pervanesini inanılmaz hızlarda (dakikada 150.000 ila 250.000 devir arası) döndürür. Bu pervane, bir mil aracılığıyla emme tarafındaki kompresör pervanesine bağlıdır. Kompresör pervanesi döndükçe, dışarıdan temiz havayı emer, sıkıştırır (basıncını artırır) ve Intercooler (ara soğutucu) üzerinden soğutarak zorla silindirlere basar.
Turbolu motorların en büyük farkı, atmosferik motorların aksine maksimum tork (çekiş gücü) değerlerini çok düşük devirlerde (genellikle 1500-2000 devir bandında) verebilmeleridir. Bu sayede araç, yokuşlarda bayılmaz veya sollamalarda sürekli vites küçültme ihtiyacı hissettirmez. 1.2 litrelik turbolu bir motor, 2.0 litrelik atmosferik bir motorun ürettiği torku çok daha düşük yakıt tüketimiyle sunabilir.
Ayrıca turbonun sağladığı basınçlı hava sayesinde, yüksek rakımlı bölgelerde de performans kaybı neredeyse hiç yaşanmaz. Ancak turbolu motorlar mekanik olarak çok daha karmaşıktır. Yağlama sistemine, motor sıcaklığına ve periyodik bakımlara karşı atmosferik motorlara kıyasla çok daha hassastırlar. Geciken bir yağ değişimi, atmosferik motorda bir süre tolere edilebilirken, turbolu bir motorda turbonun kilitlenmesi veya yatak sarması gibi binlerce liralık ağır hasarlara doğrudan zemin hazırlar.
Turbolu Araç Nasıl Devirli Kullanılmalıdır?
Turbolu bir aracın sağladığı yüksek gücü ve düşük yakıt tüketimi avantajını koruyabilmek, tamamen sürücünün sağ ayağına ve vites kullanım alışkanlıklarına bağlıdır.
PratikAraba servisimize turbo arızasıyla başvuran kullanıcıların birçoğunun, sürüş esnasında yanlış devir bandını seçtiğini gözlemliyoruz.
1. Motor Soğukken Yüksek Devirden Kaçının: Sabahları aracı ilk çalıştırdığınızda motor yağı henüz kalın (viskozitesi yüksek) ve soğuktur. Yağ pompası bu kalın yağı, turbonun dakikada yüz binlerce kez dönen hassas miline (yataklarına) ulaştırmakta zorlanır. Motor hararet göstergesi ideal sıcaklığa (genellikle 90 derece) ulaşana kadar, aracınızı kesinlikle 2500-3000 devirin üzerine çıkarmamalı ve gaza ani, dipgaz (tam gaz) şeklinde basmamalısınız. Soğuk yağ ile yüksek devir çeviren bir turbonun mili çizilir, zamanla balans yapar ve ötme (siren sesi) ile başlayan süreç turbonun tamamen parçalanmasına kadar gider.
2. Düşük Devirde Yüksek Yük (Lugging) Zararları: Atmosferik araç kullanıcıları yakıt tasarrufu yapmak için genellikle çok düşük devirlerde üst viteslere geçerler. Turbolu araçlarda ise "Lugging" adı verilen, yani aracı çok düşük devirde (örneğin 1200-1400 devirde) yüksek vitesle kullanıp, hızlanmak için gaza sonuna kadar basmak motora yapılabilecek en büyük işkencelerden biridir. Düşük devirde egzoz gazı yeterli basınca ulaşmadığı için turbo tam dolamaz (turbo boşluğu/lag oluşur). Siz gaza sonuna kadar bastığınızda, sistem silindire bolca yakıt gönderir ancak yeterli hava olmadığı için tam yanma gerçekleşmez.
Bu durum; hem motorda vuruntuya (LSPI - Düşük Hızda Erken Ateşleme) sebep olarak piston kırılmasına yol açabilir, hem çift kütleli volantı aşırı yorar, hem de kurum (karbon) oluşumunu hızlandırarak turbonun kanatçıklarını tıkar. Hızlanmak istediğinizde, gaza sonuna kadar basmak yerine her zaman bir alt vitese düşüp motoru 2000 devir ve üzerine (turbonun tam basınca ulaştığı tork bandına) çekerek ivmelenmelisiniz.
3. İdeal Seyir Devri: Turbolu araçlarda (dizel veya benzinli fark etmeksizin) ideal seyir devri, genellikle turbonun devreye girdiği ve maksimum torku vermeye başladığı devir aralığıdır. Çoğu modern araç için bu 1750 ile 2500 devir arasıdır. Bu devir bandında motor hem en rahat nefes aldığı noktadadır hem de gaz pedalına dokunduğunuzda size anında cevap verecek canlılığa sahiptir.
Turbolu Araçları Stop Ederken Nelere Dikkat Edilmelidir?
Turboşarj ünitesi, egzoz manifoldundan çıkan yaklaşık 800-900 santigrat dereceye ulaşan kavurucu sıcaklıktaki gazlarla temas halindedir. Bu inanılmaz ısıya rağmen turbonun milinin erimemesinin tek sebebi, motor çalıştığı sürece turbonun gövdesinden (CHRA) sürekli olarak geçen soğutma sıvıları ve basınçlı motor yağıdır. Motor yağı, hem turbonun yataklarını kayganlaştırır hem de devasa bir soğutucu görevi görerek ısıyı üzerine çeker.
Sürüşünüzü bitirip aracınızı park ettiğinizde, kontağı anında kapatırsanız motor durur. Motorun durmasıyla birlikte yağ pompasının çalışması da saniyesinde son bulur. Ancak burada kritik bir fiziksel sorun vardır: Kontağı kapattığınız an yağ akışı dursa bile, içerideki turbo pervanesi sahip olduğu yüksek atalet (ivme) nedeniyle saniyelerce hatta bazen 1 dakikaya kadar kendi ekseninde dönmeye devam eder.
Daha da kötüsü, turbonun gövdesindeki o anlık sıcaklık 600-700 derecelerde kalır. Yağ pompası durduğu için, turbonun yataklarının içinde kalan bir miktar yağ, bu aşırı sıcağa maruz kalarak anında yanar ve kömürleşir. Sektörde buna
"Yağın Koklaşması" (Oil Coking) denir.
Her ani stop edişinizde, turbonun ince yağ kanallarında bu kurum ve kömür kalıntıları birikmeye başlar. Zamanla bu kanallar damar tıkanıklığı gibi tamamen tıkanır, yağ pervanenin yataklarına ulaşamaz hale gelir ve turbonuz yağsızlıktan kilitlenerek "turbo kesme" tabir edilen ağır hasarı alır. Bu yüzden turbolu araçların kapatılma prosedürü, en az çalıştırılma ve sürüş prosedürü kadar hayatidir. Kontağı kapatmadan önce turbonun devrini düşürmesi ve içindeki yağ devridaimi sayesinde normal ısısına gerilemesi için sisteme mutlaka zaman tanınmalıdır.
Turbolu Araçlarda Rölantide Bekleme Süresi Ne Kadar Olmalıdır?
PratikAraba uzmanları olarak müşterilerimize her zaman "rölanti süresi, aracınızı o an nasıl kullandığınıza göre değişir" bilgisini veriyoruz. Motor sağlığını korumak ve turbonun ömrünü aracın ömrüyle eşitlemek için uymanız gereken rölanti (bekleme) kuralları şu şekildedir:
İlk Çalıştırmada (Soğuk Start): Motoru çalıştırdıktan hemen sonra vitese takıp gaza basmayın. Yağ karterdeki uykusundan uyanıp, yağ pompasının basıncıyla motorun en üst noktalarına ve turbo ünitesine ulaşana kadar belirli bir süre geçer. İlk çalıştırmada yaz aylarında en az 30 saniye, kış aylarında ise en az 1 dakika rölantide beklemeniz şarttır. Ancak motoru ısıtmak için aracı 10-15 dakika rölantide bekletmek de yanlıştır (bu kurum yapar). Sadece yağın dolaşması için 1 dakika bekleyin, ardından hararet yükselene kadar düşük devirlerde yavaşça sürerek motoru yolda ısıtın.
Şehiriçi Normal Sürüş Sonrası Stop Ederken: Eğer trafikte düşük hızlarda, markete gidip gelirken veya sakin bir şehir içi sürüşü yaptıysanız, turbo zaten aşırı ısınmamış demektir. Aracınızı park ettikten sonra vitesi boşa (veya P konumuna) alıp yaklaşık
30 saniye ila 1 dakika arasında rölantide beklemeniz, turbonun devrini sıfırlaması ve soğuması için tamamen yeterli olacaktır.
Otoyol, Rampa ve Agresif Sürüş Sonrası Stop Ederken: İşte en çok dikkat etmeniz gereken nokta burasıdır. Uzun bir otoyol yolculuğu yaptınız, yüksek hızlarda seyrettiniz, ağır bir römork çektiniz veya uzun ve dik bir rampayı tırmandınız. Bu senaryolarda turbo, tam kapasite ve maksimum basınçta (kıpkırmızı olacak derecede) çalışır. Otoyoldaki bir dinlenme tesisine veya benzinliğe girdiğinizde aracı anında stop etmek turbonuz için adeta bir cinayettir.
Böyle ağır yük ve yüksek performanslı kullanımlardan sonra, aracı park ettikten sonra kesinlikle
1.5 ila 2 dakika (gerekirse 3 dakika) rölantide çalışır vaziyette bırakmalısınız. Bu süre zarfında motor yağı ve soğutma suyu turbonun içinden akmaya devam edecek, o devasa ısıyı üzerine alarak turboyu güvenli bir sıcaklık seviyesine düşürecektir.
Ek bir tavsiye: Modern araçların birçoğunda bulunan Start-Stop (Dur-Kalk) sistemleri şehir içinde yakıt tasarrufu sağlar. Ancak otoyol sürüşlerinde gişelere veya dinlenme tesisine yaklaştığınızda, aşırı ısınmış motorunuzun aniden stop etmesini engellemek için Start-Stop sistemini geçici olarak kapatmanız turbonuzun sağlığı açısından çok akıllıca bir hamle olacaktır.
PratikAraba servisi olarak müşterilerimize
TSE 12047 "A" kalite servis standartlarında ve
4077 sayılı Tüketici Koruma Kanununa uygun şekilde hizmet vermekte olup aracınıza dair tüm işlemleri garantili olarak yapmaktayız.
Bakım ve onarım esnasında marka üreticisi tavsiyesine uygun
orijinal ve
OEM (Original Equipment Manufacturer) onaylı yedek parça kullanmaktayız.
Periyodik bakım ve onarımlarda
PratikAraba servisini tercih ettiğinizde
www.pratikaraba.com/periyodik-bakim.html a tıklayarak aracınızın periyodik bakım fiyatını görebilir ve
mobil aplikasyon sistemi ile aracınızın periyodik bakımda değişen malzemelerini ve sonraki bakım kilometre ve zamanını öğrenebilirsiniz. Turbolu aracınızın uzun ömürlü olması için periyodik bakımlarınızda onaylı ve tam sentetik kaliteli motor yağları kullanmayı asla ihmal etmeyin.
Rot Kolu DeğişimiPeriyodik Bakım Fiyatına Etki Eden Unsurlar Nelerdir?Akü Ömrünü Nasıl Uzatırsınız?